22 Mayıs 2008 Perşembe

yine uzun bir ara ve yine yazacak çok şeyi olan bir anne..... "eyvah yakalandık, bari biraz güleyim de annem kızmasın"


evin her kısmını didik didik karıştırma işi tam gaz devam ediyor. bu dolap özellikle favorisi.. ben de çok karışmamaya gayret ediyorum.. en azından ona zarar verecek şeylerin olmadığı bir dolap.. karıştırma ihtiyacını burada karşılasın yavrucak..

en son 8 dişte kaldık.. uzun zamandır yeni dişlerin acısını çekiyoruz ama bir türlü teşrif etmiyorlar kendileri.. özelikle "çoğul ek" kullandım, malum bizim kız öyle teker teker diş çıkarmaya çok alışık değil. çifter ya da dörderi tercih ediyoruz genellikle:)


koltuğa çıkmayı bir şekilde başarmışsa ilk işi kitaplığı karıştırmaya başlamak oluyordu. ben de öncelikli olarak bir iki rafı boşalttım.. ama bir iki ay geçince üstteki raflara da uzanmaya başlayınca kitaplığımız başka bir odaya taşındı.... önüne de bir kaç eşya konuldu ki, Atike hanım uzanamasın.. başarılı olduk mu? evet olduk:)

bu da kitaplık çıktıktan sonraki durum.. Atike için çok güzel bir oyun alanı oldu.. oraya girip oturmayı çok seviyor.
saçları kesilmeden önceki hali.. önleri uzamıştı ve gözüne girmeye başlamıştı.. ben de her türlü toka çeşidini eve taşıdım. ama hiçbirini başında tutmadı.. o inat etti, ben inat ettim. ama sonunda ben yenilgi bayrağını çektim ve teyzemizin önüne oturduk, önleri kısaltıp düzelttirdik.. artık toka derdi yok, özgürüz:)))))))

terliyken saçlarını havaya kaldırmayı çok seviyorum dağınık ama çok şirin bir görüntü oluyor..
yanağında bariz bir şekilde görünen morluk da yataktan düşmeden kalan nişanımız.. ikinci yataktan düşme vakası. biri beş aylıkken olmuştu.. bir de bir yaşında.. Artık kızım büyüdü bir daha düşmez herhalde diye düşündüğüm günlere rastlamış olması da manidar.. ikinci düşme vakasından sonra yatak odamızda beklenen değişimi biz de yaptık.. ve yatağın bir tarafını duvara dayadık.. artık kızımı korkmadan yatağa alabiliyorum.. çok rahatmış herkese tavsiye ederiz..

burada kitaplar vardı karıştırıyordum, nerde onlar?

"yakarım ortalığı ulen"

çok çok uzun zaman önce, neredeyse iki ay önce Kuaybe İstanbul'a gelmişti.. bir cevahir macerası atlattıktan sonra "çocuklu kadın kısmısının dışarda yemek neyine hadi evimize gidelim de rahat rahat oturalım" dedik.. bu fotoğraflar o günlerden kalma.. bir türlü yüklemek nasip olmadı( her zamanki gibi:)

Yusufçuk Atike'yi seviyor.(çaktırmadan Atike'nin gözüne ya da nereye rast gelirse parmağını sokmaya çalışıyor.. )
Fethiye teyzesi iki birbirinden aktif ve dinamik bebeyi kucağına hem de aynı anda alma girişiminde bulundu:) işte sonuç:)) rahat durdular mı ? tabiki hayır:)
oyuncakları iyice artmıştı benim minik prensesimin.. biz de koçtaştan bu şirin hayvancığı aldık.. şimdi "onun içine tek tek oyuncaklarını atıp, tek tek çıkarmaca" oynuyor:)


gelelim doom günümüze:)

doom günümüzden bir iki gün önce babaannemiz geldi.. aslında baştan piknik yapma planlarımız vardı... sonra annemlere gitmeye karar verdik..

babamın etrafını kızlar sarmış.. biri atike biri alt komşumuzun kızı hilal.. diğeri de ablamın kızı elif.. babam mı? o hlinden çok memnun...
Atike ve Elif'in aralarında 13 ay var. bir yaş gibi.. ve maaşallah çok iyi geçiniyorlar.. kızımın da Elif gibi kendinden küçükleri koruyup kollayan bir bebek olmasını istiyorum.. inşaallah ona benzer...(amin)
fotoğrafların sırası biraz bozulmuş.. daldan dala atlıyor gibiyim:)

yusuf "ciciş" mi yapıyor? hayıııııııııııııır... çaktırmadan bizimkine bir tokat inecek az sonra:))))

biz anneler ya da arkadaşlar diyeyim muhabbet etme ve fotoğraf çektirme sevdasındayken arka plandaki bebelere bakın:))))


doğum günü masamız.. ablama kocaman alkış:))) biz pastayı götürdük giderken ..biraz da kurabiye ve poğaça geriye kalanlar ablam ve annemin marifetleri...

bizim kız Ahmet Hamdi'nin bisikletini çok sevdi.. abisi de aldı onu önüne, beraberce gezdiler:) tabi bir büyük! eşliğinde....
babaannemiz, babamız, annemiz ve doom günü çocuğu:)) arkasına sakladığı pile bakar mısınız? bizim görmediğimiz bir anda ilk iş ağza atmak olacak..
bu da bizim cam güzeli:)
mumları üflemek meselesi kızıcığıma çok yabancıydı. ama seneye var gücüyle üfleyecek eminim...




üstündekiler de teyzemizin hediyesi...


bu aralar telefondaki melodiler en sevdiği şey.. bize "ah ah" diyerek açtırıyor.. sonra bittikçe kendi değiştiriyor.. ilk zamanlar inanamamıştım.. öyle tevafuken bastı zannemiştim ama sonra bilinçli bir şekilde hep aynı yere bastığını farkettim.. bir ileri bir geri tuşu.. yahu sen daha bebeksin kızım, nasıl gördün nereye bastığımı da nasıl parmaklarını o hizada tutup basman gereken yere bastın.. Allahım sen nazarlardan koru kızımı...(amin)




gelelim son havadislere:

kreşe başladık.. mayısın ortalarında babaannemiz gitti.. anneannemiz de ondan bir ay önce gitmişti. artık başbaşayız ve kızım kreşe başladı... bırakırken çok ağlıyor ve aldığımda beni çok özlemiş olduğu için eve gittikten sonra yatana kadar yapışık ikizler gibi geziyoruz..

hastayız..geçen cuma ishal ve ateş başladı. gece çok şiddetlendi... 3.5 satte bir bile fitil vediğim oldu. yıkadık, ıslattık ve bir şekilde geceyi geçirip ertesi gün doktorumuza gittik.. kaka ve kan tahlili istedi.. doktora gittiğimizde zaten çok ağlayan Atike daha tam kenidine gelmeden kanı da alınınca ağlamaktan bihal oldu.. ishaldi ama sıklığı değil, sıvı olması daha ağır basıyordu.. bu yüzden bekledik, bekledik, bekledik.. akşam oluyordu ve doktorumuz artık çıkacaktı, biz de hazırlanmaya başlamıştık ki.. kızımdan o beklenen ses duyuldu:)))) hemen hızlıca altını alıp labaratuvara verdik ama o bir kaç dakika içinde bile sanki koku bütün koridora yayılmıştı... hastalıktan olsa gerek çok kötü bir kokuyordu kakası... evet kanında da kakasında da aynı sonuçlar çıkmıştı ..bu günlerde yaygın olan salgın kızımı da bulmuştu.. pek tabiki iğne yazıldı karnemize ve ondan sonra başlanacak antibiyotik.. bugün çarşamba, kızımın hala ishali durmadı. gecede iki kez uyanıp kaka yapıyor ve üstünü baştan aşağı değiştiriyoruz. hatta bugün sabah 6.30'ta banyo bile yaptırmak zorunda kaldık, çünkü silmekle olacak gibi değildi..Allah bizim ve bütün ane-babaların yardımcısı olsun.. hastalık çok zor, hele bebekte çok daha zor.. inşaallah daha kötülerini vermesin rabbim...........




9 Mayıs 2008 Cuma

Kızım bir yaşını geçeli iki hafta oldu ama annesi bir türlü vakit bulup birşeyler yazamadı. Son zamanlarda o kadar ilerleme katetti ki her konuda, hangi birini yazacağım bilemiyorum. Neyse sırası geldikçe hepsini yazarız inşaallah... Dağıtma huyu aldı başını gidiyor..."Yapma" dedikçe "hayır" dedikçe çığlığı bastığı için ben de bırakıyorum ki hevesini alsın. Nasıl olsa bırakır diye düşünüyorum.. Sonunda yukarıdaki gibi görüntüler de çıkabiliyor ama olsun sabırlı olmaya çalışıyorum.. Geçecek inşaallah bu günler..

Fotoğraf makinesini tanıyor. Elimde görünce şirin şirin pozlar vermeye başlıyor. Görüldüğü gibi bu konuda çok başarılı:) Minik şirinem benim..


Anneciğim bir de yan profilden çek bakalım, yandan da çok güzel görünürüm ben:)



Salıncağında sallama işi bazen çok zorlaşabiliyor. Bazen de hiç direnmeden uyuyuveriyor. Geriye doğru yaslanmayınca ben de olduğu gibi sallamaya devam ettim.. En sonunda bu şekilde uyukaldı...





Öyle güzel uyuyordu ki her taraftan çekmek çok hoşuma gitti:)




Minik meleğim benim, keşke anneni hiç yormadan şöyle ayağımda kendini sallatsan da ikimiz de rahat etsek..






Ağzımıza her türlü şeyi alıp dişlerimizi kaşıma işimiz bütün hızıyla devam ediyor. Sırayla her türlü şeyi deniyoruz. Bu sefer de havucu deneyelim dedik..



Daha ne kadar derinlere sokabilirim acaba bu havucu.. Ama en uçtaki dişlerime tam değdiremiyorum ki..

Anne sen de ister misin? Senin de dişlerin kaşınıyor mu anneciğim, paylaşabilirim istersen....


Ekmekler de işime yarayabilir aslında.. Yeterince büyük gözküyor.. Ama ben neden ağzıma sokamıyorum ki bunu....

Atike'nin emekleme-yürüme arasındaki son günlerinden bir fotoğraf.. Elbisesiyle bir çekeyim dedim ama çok da başarılı olamadım..


Evin her tarafını gün içinde onlarca, belki de yüzlerce turlayan Atike yine gezmeye çıkmış:)




Anneannemizin bacağından tutunarak yavaşça ayağa kalkıyoruz...




Şöyle yavaşça dolaba uzanıp kapağını açalım bakalım....



Neler varmış bakalım.... Şöyle tek tek hepsini elleyelim.. Gerekirse dışarı çıkaralım.. Elimize alıp kaldırabildiğimiz kadar yukarı kaldırıp bütün gücümüzle yere bırakalım.. Bazıları böyle yapınca bir sürü parçaya ayrılıyor, çok güzel oluyor. Ama annem böyle olunca çığlık atıyor, neden böyle yapıyor anlamıyorum...:)



Gelelim havadislere....
Yürüme işi artık rayına oturdu maaşallah...
Anne ve baba hala demiyor...
Ama saçını severken "ciciş" dediğimiz için o da bizimle cisis diyebiliyor..
Giyinme şeklimizden evden çıkacağımızı anlıyor ve "bye bye" yapmaya başlıyor....
Diş olayı galiba yine başladı... Huzursuzluğu var.. Ve bağırma huyu yeniden ortaya çıktı.. Ve bir de iştahsızlık... İnşaallah tez zamanda çıkarlar da kızıcığım da rahatlar...
Geçen hafta doktorumuza bir yaş kontrolüne gittik.. İki tane aşı yaptı doktorumuz. Pnömokok aşısını da yaptırdık, birini de üç ay sonra yaptıracağız inşaallah..
kilo 9.100, boy 74 cm.. 1 yaş için normal dedi doktor amcamız..
Doktorun odasına girdiğimizde herşey normaldi.. Giysilerini çıkardım, sedyeye oturttum birşey yoktu ta ki steteskobu sırtına koyana kadar. O an ağlamaya bir başladı, ta ki odadan çıkana kadar.. Ne zor dakikalardı Ya Rabbim.. Giydirme işini bile çıkınca yaptım.. İçini çeke çeke öyle bir ağladı ki içim çok acıdı..
Ayakkabılarını giymek için ayağını sokmaya çalışıyor, ama henüz başarılı olamadı:)
Aklıma ancak bunlar geldi, kalanı bir dahaki yazıya...
Tabii bütün bunlar için kızışıma kocaman bir MAAŞALLAH diyoruz...